Sayfamızı Beğenin  

   
   
   

Lise psikoloji 2.dönem ders notu konu anlatımı

Kullanıcı Değerlemesi:  / 7
Kötüİyi 
Detaylar

TERİMLER 

Öğrenme: Yaşantılar ve yinelenıeler sonucu davranışta görülen oldukça kalıcı değişiklik. 

Koşullandırma: Organizmanın tepkide bulunmayacağı bir uyarana, bazı koşullar altında tepkide bulunmaya başlaması. 

Genelleme: Bir organizmanın koşullandığı durumlara benzer olanlara da davranışta bulunması. 

Ayırt etme: Nesne ve duyumıar arasındaki farklardan haberdar olma. 

Pelüştirme: Koşullu tepkinin sönmemesi için koşullu tepkiyi oluşturan uyaranın yinelenmesi. 

Transfer: Eskiden öğrenilenlerin yeni öğrenilenleri kolaylaştırması ya da zorlaştırması. 

B. Bellek ve Bellek Süreçleri 

1. BELLEĞİN TANIMI VE TÜRLERİ 

Bellek (hafıza) yaşam boyunca öğrenilen bilgilerin, davranış kalıplarının, deneyimlerin, anıların depolanıp saklanması ve hatırlanmasıdır. Bu, yaşam boyu devam eden bir süreçtir. Aynı zamanda zihnin en temel işlevlerinden biridir. 

Bellek, duyu organları yoluyla kazanılan algıları simgelere dönüştürür ve bunları beynin belirli bölgelerine yerleştirip biriktirir. Bellekte saklanan eski simgeler (izler, anılar) yeni algılarla birleştirilir. Bütün bunlar gerektiğinde bilinç alanına çıkarılır, yani hatırlanır. 

Kuramsal olarak belleğin iki bölümünden söz edilebilir: Tüm yaşamdan edinilen simgelerin, izlenimlerin, davranış kalıplarının saklandığı depo bellek; algı yoluyla yeni bilgilerin alındığı anlık bellek (tespit hafızası). Bellek aynı anda bu iki işlevi birlikte yapıp depo bellekte bulunan kalıplarla yeni bilgiler arasında birleşme, bütünleşme sağlar. Depo bellek uzun sürelidir. Anlık bellek ise kısa süreli belleği oluşturur. 

Bunlara ek olarak uyaran olmadığı halde duyumun çok kısa süre de olsa devam ettiği duyum belleğinden söz edilebilir. Böylece; görme, işitme, dokunma, koku ve tat yoluyla algılanan dış dünyanın izleri belli bir süre bellekte kalır. 

a. Kısa Süreli Bellek 

Kısa süreli bellek, bilgileri tutma süresi 30 saniyeden daha kısa olan bellektir. Bu süre içinde duyu organlanyla alınan bilgi, belli bir şekilde bellek sürecine sokulur. Algılama yoluyla gelen bilginin çok sınırlı bir miktarı tutulur. Omeğin; birinden bir telefon numarası alıp o numarayı hemen aramak gerektiğinde, numara zihnimizde tekrarlanır. Aradığımız numarayla konuştuktan sonra yeterince tekrarlamayıp uzun süreli belleğe geçirmezsek numara hemen unutulur. 

Rehberde bir telefon numarası arayan insan numarayı bulduğunda onu algılar; belleğine yerleştirdiğini, öğrendiğini sanır. Ancak rehberi kapayıp numarayı çevirmeye başladığında, doğru ve tam hatırlamadığını fark eder. Numara, kısa süreli bellekten çıkmıştır. Rehberden bakılan ya da duyulan bir telefon numarası, telefonu çevirip aranılan insan bulunana kadar bellekte saklanabilir. Sonra hatırlanması için özel bir çaba gösterilmezse unutulup gıder. 

Yeni duyulan, öğrenilen bir sözcüğün, yeni tanışılan bir insanın adının kısa süreli bellekte kalabilmesi için tekrarlanması gerekir. rar1and1kça bilgi içindeki düzen daha kolay görülür. Hatırlama daha kolay olur. Ornegın; bir telefon numarasını ya ikişer ya da üçer rakamlı gruplama aa kolay hatırlamayı sağlar. 9355775 gibi bir telefon numarasını 935 57 75 biçımınde ya da daha farklı bir biçimde grupladığımızda hatırlama kolaylaşır. 

ÖĞRENME, BELLEK, DÜŞÜNME 

Napolyon yeni tanıştırıldığı insanların adlarını belleğinde tutamaz, çabuk unutur, hatırlamakta zorluk çekermiş. Bunu önlemek için yeni tanıştırıldığı kişilerin adlarını içinden durmadan sessizce tekrar edermiş. 

Kısa süreli belleğin sınırlarını geliştirmenin yolu gruplama, kümelemedir. Kümelemede kişi dokuz rakamdan oluşan bir takım yerine, her biri üçer rakamlı üç kümeyi hatırlar. 

Kısa süreli bellekte çabuk ve kolay aksamalar, hatalar olur. Ornek olarak, telefon numarasını çevirirken dikkatin başka tarafa kayması numaranın yanlış çevrilmesine yol açar. 

Kısa süreli bellekte unutma olduktan sonra geri getirme, hatırlama söz konusu olamaz. 

b. Uzun Süreli Bellek 

Uzun süreli belleğe alınan bilgi uzun zaman aralığında hatırda tutulur, unutulmaz. Bu zaman aralıkları 30 saniyeden başlayarak organizmanın tüm yaşamı boyunca sürebilir. Uzün süreli bellekte bulunan ama unutulan bir bilgi bazen hatırlanmayabilir, ancak zorlandığında yeniden hatırlanabilir. Bu, unutma değil hatırlayamamadır. 

Uzun süreli belleğe giren bilgiler anlam, benzerlik gibi özellikleri bakmından düzenlenir, örgütlenir. - 

Uzun süreli belleğin kapsanıı ve sınırları çok geniştir. Bunun genişliği, yani ne kadar hatırlanabilir bilgi tuttuğu, zeka ve bellek testleriyle ölçülür. Zekğ testlerindeki sorulardan bir bölümü belleğe ilişkindir. Başka bir deyişle, bellek işlevi zeka düzeyinin bir yönünü oluşturur. 

Bu amaçla deneğe öğrenmesi için bir dizi rakam ya da hece, sözcük verilir. Bunlardan kaçının hatırlandığı saptanır. Normal zeklı bir insan 6-7 rakamı, üstün zelçğlı bir insan 10 rakamı hatırlayıp tekrarlayabilir. Ancak, bu hatırlama ve tekrarlama uzun süreli bellekte depolanıp saklanan bilginin kapsamına, sınırlarına oranla çok azdır. 

Uzun süreli bellekte unutulan bir kişiyi, nesneyi, olayı, sözcüğü hatırlama olasılığı vardır. Oysa kısa süreli bellekte bu olasılık yoktur. 

Bir kişinin, nesnenin, olayın, sözcüğiin uzun süreli bellekte kalmasıyla hatırlamp geri getirilmesi birbirinden farklı işlevlerdir. Kimi kez uzun süreli bellekte kalanlann hatırlanıp geri getirilmesine gerek duyulmaz. Gerek duyulduğunda, çoğu kez hatırlama ve geri getirmede zorluk çekilir. Kimi zaman bilinip tanınan bir insanın ismi hemen hatırlanıp geri getirilemez. Hatırlama için bellekte arama tarama işlevi başlar. Benzer isimler hatırlanır. Sonunda aranılan isim bulunur. 

Uzun süreli belleğin kapsamı, sınırları birçok değişkenin etkisi altındadmBunlar arasında öğrenilmiş malzemenin hatırda tutulması, özellikle baş- 

81 

Başlangıçta malzemenin iyi öğrenilmesi, hatasız tekrar yapılana kadar öğrenmeyle olur. Bu durum tam öğrenmeyle olasıdır. Tam öğrenme, hatırlama ve geri getirmeyi kolaylaştırır. 

Oğrenilecek malzemenin anlamlı olması, önceden öğrenilenlerle bağlantı kurulması, kolay ve çok çağrışım yapılabilmesi, hatırlama ve geri getirmeyi kolaylaştırır. 

2. BELLEĞİN TEMEL İŞLEVLERİ 

Belleğin üç temel işlemi vardır. Bunlar; kodlama, saklama ve çağırma (hatırlama)dır. 

Kodlama; belleğe giren bilginin zihinde kaydedilmesidir. Kodlamada bil- ginin görsel ya da işitsel yolla gelmesi önemli değildir. Onemli olan; gelen bilginin anlamı, oluşturduğu kavramdır. Zihindeki bilgiler karmakarışık bir yığın oluşturmaz. Oğrenilenler daha önce var olan ilgili bilgilerle ilişkilendirilerek kodlanır. Bir evde her eşyanın nasıl bir yeri varsa, zihindeki bilgilerin de yeri vardır. Alınan bir ilğcı ecza dolabına koyduğunuz gibi, yeni bilgiler de uygun biçimde uygun yerlere yerleştirilir. Bu işlem zihnin kodlama işlemidir. 

Zihin kodlama işlemini otomatik olarak yapar. Ancak bizi etkileyen, hatırlamak istediğimiz, duygusal doyum sağlayan durumlarda ek kodlamalar da yapılır. Bu tür kodlamalarda olayın bazı özellikleri abartılabilir, göz önüne alınmayabilir, duygusal yönüyle birlikte kodlanabilir. 

Nasıl kodlanmış olursa olsun bu bilgilerin gerektiği zaman yeniden bilinç düzeyine çıkabilmesi için saklanması gerekir. Belleğin ikinci temel işlemi kodlanan bilgileri saklamadır. Saklama sırasında olay; kodlama sırasındaki zihinsel, duygusal ve toplumsal özelliklerini taşıyacak şekilde korunur. Çünkü, bilgilerimizin önemli bir bölümünü yaşantılarımızla ediniriz. Yaşantılarımız birer anı olarak belleğimizde yer alır. Bu anıların kazanılmasında ve saklanmasında zihinsel, duygusal ve toplumsal etmenlerin önemli rolü vardır. Orneğin; bir bilgi yarışmasında elde ettiğimiz zihinsel başarı, bu başarının içinde bulunduğumuz toplumsal ortamda oluşturduğu sevinç ya da sevdiğimiz insandan aldığımız ilk mektubun bizde uyandırdığı duygusal coşku belleğimizde birer anı olarak yer alır. Zihinsel, duygusal ve toplumsal etmenlerle ilgili bu tür anıların kazanılması ve saklanması daha kolaydır. 

Belleğin önemli işlevlerinden biri de çağırma (hatırlama)dır. Çağırma, daha önce kodlanan ve saklanan bilgilerin yeniden bilinç düzeyine çıkarılmasıdır. Ek kodlamalann sayıca fazla olması hatırlama kolaylığı sağlar. Bu nedenle, hatırlanmak istenen konular kodlanırken ek kodlamalarla hatırlama ipuçları sayıca artırılır. Etkili ders çalışma yollarından biri de insanın öğrenme sırasında ileride bu bilgiyi nasıl hatirlayacağını ve hangi noktaların kendisi için gü9lük yaratacağını önceden kestirmesi, bunun için gerekli önlemi almasıdır. Insanın uzun süreli belleğinde bulunan bilgi, miktarının çok oluşuyla değil, örgütleniş biçimi ve hatırlama kolaylığıyla değer kazanır. 

Belleğin bu özelliği bilgisayar programlarının yapılmasında göz önünde tutulmuş, ınsanın bilişsel sureçlerının orgutlennıe ılkelerı ıncelenmıştır Bu 

 

Öğrenme ve bellekte tutma aslında birbiriyle sıkı ilişkisi olan iki kavramdır. Oğrenme en genel anlamda «davranış değişikliği» olarak tanımlandığına göre, edinilen bu davranışın varlığını sürdürmesi de öğrenilenin bellekte saklanması, tutulması sonucu olur. 

3. TANIMA VE HATIRLAMA 

Her algılanan ve öğrenilen olay, kişi ya da nesne bellekte bir iz bırakır. Bellekte saklanan bu izlerin yardımıyla, daha önce algılanan ya da öğrenilen olay, kişi ve nesnelerle yeniden karşılaşıldığında bunların tanınması olanağı doğar. Buna tanıma denir. Tanıma belleğin en ilkel ve temel işlevidir. 

Bir ya da daha çok kez görülen kişi, nesne, olaylar; yaşanan deneyimler ve öğrenilen bilgiler, istendiğinde bellekte yeniden canlandırılabilir. Buna hatırlama denir. Hatırlamada öğrenilenlerin bazı bölümleri unutulabilir, bazı bölümleri değiştirilebilir ya da çarpıtılabilir. Hatırlama, belleğin tanımadan daha ileri ve üst düzeydeki bir işlevidir. 

İyi öğrenilmiş, sık sık tekrarlanmış ve hatırlanmış bellek izleri alışkanlıkları oluşturur. Alışkanlıklar hiçbir hatırlama çabasına ve düşünmeye gerek duyulmadan yapılan otomatik davranışlardır. Orneğin; yürümeyi, yüzmeyi öğrendikten sonra artık işlem basamakiarı tek tek hatırlanmaz, davranış otomatik olarak gerçekleşir. 

Hatırlamayı ölçmek için en basit yol, öğrenilen malzemenin ne kadarının hatırlandığını bulmakla olur. Orneğin; bugün 20 tane Fransızca sözcük öğrensek ve yarın yalnız 13’ünü hatırlasak, öğrendiklerimizin yüzde 65’ini hatırlamış oluruz. 

4. UNUTMA VE NEDENLERİ 

a. Unutma 

Oğrenmenin tersi olan bir bellek işlevidir. Yani, öğrenilenlerin zihinde yeniden canlandırılamamasıdır Unutmayla ilgili çeşitli kuramlar ileri sürülmüştür. Unutmanın tanımlanması ve türleri kuramların bu konudaki görüşlerine göre belirlenir. 

Fizyolojik temellere dayanan kuramlara göre, unutma öğrenilenlerin ya da anıların beyindeki izlerinin zamanla aşınıp silinmesi sonucu olur. 

Koşullanma yoluyla öğrenme kuramına göre; pekiştirilmeyen, ödüllendirilmeyen tekrarlar; uyaranlarla tepkiler arasındaki bağı zayıflatır, unutma ya da diğer bir deyişle, sönme olur. 

Birçok öğrenilen şey ve anılar bellekte saklı olmalarına karşın, unutulmuş gibi görünebilir. Freud ve diğer psikanalistler bunu baskı kavramıyla açıklarlar. Onlara göre, kişıye acı veren anılar bilinçten uzaklaştırılarak bilinç dışına atılırlar. 

Daha önce de belirtildiği gibı, öğrenilen malzemenin ne derece öğrenildiği, öğrenilen malzemenin anlamlılığı, öğrenmeyi yapan kişinin öğrenmeye 

ne ölçüde güdülendiği, öğrenmeden sonraki etkenler de öğrenilenin bellekte tutulmasını, saklanmasını ve hatırlanmasını etkiler. 

Deneysel ruh bilimi araştırmalarında denekler, herhangi bir öğrenme malzemesini hatasız olarak tekrarlayana dek öğrenmeyi sürdürürler. Araştırmacı, olabilecek en iyi hatırlamayı araştırıyorsa, deneklere tam öğrenme yaptırır. Yapılan araştırmalarda, tam öğrenmenin hatırda tutmayı kolaylaştırdığı, unutmanın daha az olduğu görülmüştür. 

Öğrenilen malzeme anlamhysa, anlamsız malzemeye kıyasla daha kolay hatırlanır. H. Ebbinghaus 1885’te yaptığı çalışmalarda, anlamsız heceleri (örneğin; TIC, PUV, GIB, vb.) öğrenme malzemesi olarak kullanmış ve öğrenilen malzemenin anlamsız olmasının öğrenmeyi zorlaştırdığını saptamıştır. Araştırmada anlamsız hecelerden oluşan bir liste kusursuz bir şekilde iki kez tekrarlandığında, yani tam öğrenme olduğu belirlendikten sonra, bir zaman aralığı konmuştur. Kusursuz hatırlama için ilk denemede 1000 saniye kullanılmışken, ikinci denemede 600 saniye kullanılmış, 400 saniye tasarruf edilmiştir. Bu süre, bellekte tutulan malzemenin miktarının bir göstergesidir. Bu yöntem tam bir öğrenme için çok elverişlidir. Daha önceden bir malzemeyi gören, öğrenen kişi ikinci kez aynı malzemeyi öğrenmesi gerektiğinde daha kısa sürede yeniden öğrenebilmektedir. Ebbinghaus, öğrenme ve yeniden öğrenme arasında yirmi dakikadan otuz bir güne kadar değişen çeşitli zaman aralıklarını kullanarak araştırmalarını sürdürmüştür. Ebbinghaus bu araştırmaları sırasında bir unutma eğrisi oluşturmuştur (bk. Şekil 10). 

Şekilde de görüldüğü gibi, başlangıçta unutma çok hızlıdır. Sonra yavaşlamakta, en sonunda da aynı düzeyde sürmektedir. Başka bir deyişle, öğrenmenin hemen ardından hızlı bir unutma olur, daha sonra unutma azalır ve belirli bir düzeyde sabit kalır. 

HATIRLAMA YÜZDESİ 100 

80 

60 

40 

20 

GÜNLER UNUTMA EĞRİSİ 

Şekil 10: Unutma eğıüi 

b. 1{atırlama ve Unutma İlişkisi 

Unutmada önemli olan bir diğer etken, bir öğrenmeyi yapmaya kişinin ne ölçüde güdülendiğidir. Kişi için belirli bir öğrennıeyi yapmak önemliyse, bunu yapmak için istekliyse, daha iyi bir öğrenme gerçekleştirir ve bunun sonucunda unutma daha az, hatırlama daha çok olur. 

Öğrenme sırasında öğrenme işlemi yarıda kesildiğinde, tamamlanan öğrenmelere kıyasla daha fazla hatırlama olur. Buna «Zeigarnik olgusu» denir. Bu konuyla ilgili deneysel araştırmalarda deneklere bir dizi öğrenme görevi verilmiştir. Bunların bazısı deneyci tarafından yarıda kesilmiş, bir bölümü de tamamlatılmıştır. Aradan zaman geçtiğinde yarıda kesilen öğrenmelerin, tamamlananlardan daha iyi hatırlandığı görülmüştür. Zeigarnik, deneğin yarıda kesilmeyi başarısızlık olarak yorumladığını, bunun denekte gerginlik yarattığını, bir öğrenmeden başka bir öğremneye geçince bu gerginliğin sürdüğünü ve unutmayı azalttığını ileri sürmüştür. Bir lokantada yapılan bir araştırmada, garsonların hesabı henüz ödenmeyen yemek siparişlerinin hepsini hatırladıldarı, hesapları ödenen siparişleri hatırlamadıkları saptanmıştır. 

Genellikie doğrulanan Zeigarnik olgusu, öğrenme durumunda kişilerin kişilik özelliklerine göre bazen doğrulanmayabilir. Orneğin; kendini her zaman başarılı olmaya güdüleyen, kusursuzluğu kendine amaç edinen bir kişi öğrenimin yarıda kesilmesini başarısızlık olarak yorumladığında, unutması da fazlalaşabilir. Ayrıca eğer tamamlanmayan iş çok zorsa ya da kişiyi çok fazla tedirgin ediyorsa, kişi bilinçsiz olarak unutma eğiliminde olabilir. 

Oğrenmeyle hatırlama arasındaki geçen zaman aralığında kişinin neler yaptığı, hatırlama miktarını etkiler. Orneğin; bir öğrenme malzemesi %100 öğrenildikten sonra kişinin uyuması ya da başka işlerle uğraşması hatırlanan miktarı değiştirir. Kişi uyanık kaldığında hiçbir işle uğraşmasa bile, etrafında olup bitenler onu etkiler. Bu da hatırlama anında olumsuz etki yaratır. Bu konuda yapılan çalışmalarda, öğrenmeden sonra uyuyan kişilerin uyumayanlara göre daha çok hatırladıkları görülmüştür. 

c. Unutma Nedenleri 

Unutmanın nedenleri de kuramlann açıklamalarına bağlıdır. Bazı psikologlara göre unutmamn nedeni engelleyici etkidir. Bu etki iki şekilde olur: 

1. Geriye doğru engelleyici etki (geriye ket vurma), 2. ileriye doğru engelleyici etki (ileriye ket vurma). 

Oğrenmeden önce ya da sonra yer alan başka bir öğrenme, hatırlama ve geri getirmeyi olumsuz yönde etkileyebilir Söz konusu öğrenmeden önce yapılmış bir öğrenmeden kaynaklan etkiye ileriye doğru, sonra yapılmış bir öğrenmeden kaynaklanana geriye doğru engelleyici etki denilir. Örnek olarak 30-40 kişinin bulunduğu bir sınıfa giren öğretmen öğrencilerin ismini sorup öğrenir. Daha sonra başka bir sınıfta ayın şeyi yapar. İlk sınıfta öğrenilen isimleri hatırlama gücü daha sonraki sınıfta öğrenilenlerin etkisi altında bozulur. Bu geriye doğru engelleyici etkidir. Bunun tersi de olabilir, o zaman 

ileriye doğru engelleyici etki söz konusudur. Yani, önce öğrenilenler sonra öğrenilenlerin hatırlanmasını güçleştirebilir. 

Öğrenmeyle hatırlama arasındaki geçen süre içinde yeni bir öğrenmenin gerçekleşmesi, ilk öğrenilenlerin bellekte saklanmasına olumsuz bir etki yapar ve ilk öğrenilenleri hatırlama miktarı düşer. Buna «geriye doğru engelleyici etki» ya da «geriye ket vurma» denir. Bu olgu aşağıdaki gibi bir deney düzeniyle araştırılarak saptanmıştır. 

Böyle bir çalışmada iki gruba da (A) öğrenmesi yaptırılmış, daha sonra deney grubuna (B) öğrenmesi yaptırılırken, kontrol grubu dinlenmeye bırakılmış, yeni bir öğrenme yapmamıştır. Bir süre sonra uygulanan hatırlama testi sonucunda deney grubunun, kontrol grubuna göre daha az şeyi hatırladığı görülmüştür. Diğer bir deyişle, sonraki öğrenme önceki öğrenmenin hatırlanmasına ket vurmuştur. 

«İleriye ket vurma» ya da «ileriye doğru engelleyici» etki olarak tanımlanan durumdaki deney düzeni ise aşağıda görüldüğü şekilde hazırlanır: 

Burada deney grubu (A) öğrenmesini yaparken, kontrol grubu dinlenir. Sonra her iki grup da (B) öğrenmesini yapar. (A) öğrenmesini yapan deney grubu, yalnızca (B) öğrenmesini yapan kontrol grubuna göre (B) öğrenmesi- ni daha az hatırlar. Başka bir deyişle, önceki öğrenme sonraki öğrenmenin hatırlanmasını bozmuş, ket vurmuştur. 

ileriye ve geriye ket vurma ya da bozucu etkinin olup olmaması, ıki ögrenme işlemi arasındaki benzerliğe bağlıdır. Eğer iki öğrenme malzcmesı birbirine çok benziyorsa, bozucu etki çok az olur ya da olumlu aktarma olur; öğrenilen malzemeler hem daha kolay öğrenilir hem de daha kolay hatırlanır. Bunun tersine, iki öğrenme malzemesi birbirinden çok farkiıysa bozucu etki, ket vurma çok az olur. Çünkü birbirine benzemeyen iki öğrenme arasında olumlu ya da olumsuz aktarma çok az olur. En fazla bozucu etki, ıki ogrenme malzemesinin birbirine az çok benzediği durumda ortaya çıkar. 

 

Deney•. (A).. (B)(A)’nın 

Grubu KontrolOğrenmesi 

.. (A)Oğrenmesi 

,Hatırlanma Testi (A)’nın 

 

Deney(A)(B)(B)’nin 

Grubu 

KontrolOğrenmesi 

.. (B)Oğrenmesi 

.Hatırlanma Testi (B)’nin 

 

Freud’un kuramına göre bastırma mekanizması da unutma nedenidir. Birey, kendini rahatsız eden konuları bilinçaltına iterek bu kaygıdan kurtulmak ister. Bilinçaltına itilen olayların hatırlanması oldukça güçtür. 

Bazı kuramlara göre; öğrenilenlerin kullanılmamas, unutma nedenidir. Uygulamaya giren bilgiler zaman zaman tekrarlandığı veya alışkanlık haline geldiği zaman unutulmaz, Kullanılmayan bilgilerin kayıtlı olduğu sinir hücrelerinin sinaptik bağları zayıftır. Bu nedenle hatırlamak oldukça güçtür. 

Öğrenmeyi koşullanmayla açıklayan görüşlere göre de koşullanmanın sönmesi bir unutmadır. Organizma, koşullu uyarıcı ile koşullu tepki arasındaki bağı unutur. Artık beklenen tepkiyi göstermez. 

Bu nedenlerin yanı sıra bazı bellek bozuklukları unutma nedenidir. 

Bellek yitimi (amnezi) çeşitli organik veya psikolojik nedenlerle hatırlama gücünün yitirilmesidir, Bellek yitimi kısmi veya genel olabileceği gibi, kısa süreli veya süresiz de olabilir. 

Diğer bir unutma nedeni, beyin hücrelerinin yıpranmasına bağlı olarak gelişen organik bozulmalardır. Organik bozulmalar yaşla ilgili yıpranmalar, beynin bazı bölgelerine yeterli kan gitmemesine bağlı yıpranmalar olarak ortaya çıkar. Bunun yanında yeterli protein sentezinin yapılamaması bilgilerin kodlanmasım engeller. Kodlanamayan bilgiler kısa zamanda tamamen unutulur. 

5. BELLEĞİN GÜÇLENDİRjLj 

Belleği daha güçlü yapmak için kullanılan yollardan biri de «hatırda tutma tekniği»dir. Bu yolla, yeni bilgiler eski anılara kodlanır. Orneğin; bazı sözcükler tekerlemelerle öğrenilir. 

Oğrenmenin başarılı olması için yararlanılan teknikler, belleğin güçlendirilmesinde de etkili olurlar. 

Oğrenilen konular arasında benzerlikler kurma, zaman-mekan ilişkilerinden hareketle göz önünde canlandırma, unutmayı en aza indirip hatırlamayı kolaylaştınr. 

Bellek üzerinde yapılan araştırmalar, tekrarın unutmayı azalttığını göstermiştir. Buna göre, öğrenilenlerin tekrarlanması öğrenmeyi pekiştirmekte, dolayısıyla unutmayı azaltmaktadır, Ancak, gereğinden fazla tekrar, kişiyi usandıracağı gibi zaman kaybına da neden olur. 

Oğrenilen malzemenin ilgi uyandırdığı ölçüde, unutmayı zorlaştırdığı bilinmektedir. Psikologlar, ilgi ile çalışmanın öğrenmeyi kolaylaştırdığını ve öğrenilenlerin de bellekte uzun süre saklandığını öne sürmüşlerdir. 

Oğrenmede, kısa süreli çalışmaların aralıksız ve sürekli tekrarlardan daha verimli olduğu, yapılan araştırmalarla gösterilmiştir. Bu yüzden, ders çalışırken, öğrenilen konunun aralıklı olarak tekrarlanması başarıyı artıracaktır. 

Bazı konuların öğrenilmesinde okuma ve anlatma da yararlı olur. Bu teknik, özellikle ilköğretimde kullanılır. Oğretmenleı-, sık sık sordukları sorularla, öğrencilerin konuyu anlatmalarını sağlarlar. 

Bireyde, çalışma ve öğrenme isteğinin sorumlulukla birlikte gelişmiş olması gereklidir. Çalışma, iş ve öğrenme, kişinin değer yargıları arasında «angarya», «bela», «kötü alın yazısı» olarak değil, bir erdem olarak yer almalıdır. Her çağda, her çevrede çalışmanın ve öğrenmenin saygınlık kazandıracağına inanmalı; her türlü amaca erişilmesi için gerekli araç olarak değerlendirilmeli; yaşamın vazgeçilmez parçası, mutluluk kaynağı, uygarlık simgesi olarak benimsenmeli ve şu ilke akıldan çıkarılmamalıdır: Kişi öğrenmeye ne denli istekli olursa o kadar iyi öğrenir. 

Bilgiler kodlanırken ne kadar fazla uyaran alınırsa, hatırlarken de o kadar çok ipucu olacak demektir. Bu nedenle kodlarken konuyu çok yönlü kodlamak hatırlamayı kolaylaştırır. 

DEĞERLENDİRME SORULARI 

1. Kısa süreli ve uzun süreli bellek arasındaki farkları belirtiniz. 

2. Bir arkadaşınıza 78, 129, 567, 7895 sayılarını söyleyin ve hemen ardından tekrarlamasını isteyiniz. Sonucu bellek yönünden değerlendiriniz. 

3. Unutmayla hatırlayamamak arasındaki farkları tartışınız. 

4. Belleğin temel işlemlerinden biri olan kodlama nedir? 

5. Bilgisayarları insan zihnine benzer biçimde çalışır hale getirmek için insan zihninin en çok hangi özelliği taklit edilmeye ve anlaşılmaya çalışılmaktadır? 

6. Ingiltere ya da Kıbrıs’ta soldan işleyen trafik düzenine alışan bir kişinin Türkiye’de sağdan işleyen trafiğe gösterdiği uyumsuzluk öğrenmeyi etkileyen hangi etkenle açıklanabilir? 

7. İnsan, adını hayatı boyunca unutmaz? Bunun nedenlerini tartışınız. 

TERİMLER 

Bellek: Öğrenilen bilgileri depolamaya ve gerektiğinde kullanmaya olanak sağlayan yetenek. 

Kısa süreli bellek: Bilgileri tutma süresi 30 saniyeden daha kısa olan bellektir. 

Uzun süreli bellek: Bilgilerin depolandığı, saklandığı bellektir. Kapsamı ve sınırları çok geniştir. 

Hatırlaıııu: Oğrenilmiş bilgi ve becerilerin, yaşanmış deneyimlerin zihinde yenıden canlandırılması. 

Unutına: Oğrenilenlerin ya da anıların beyindeki izlerinin zamanla aşınıp silinniesıdır. 

Bu bölümde yeni öğrendiğiniz diğer terimleri de siz çıkarınız. 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

   
   
Custom Search
   

Tüm hakları saklıdır. Site Adı Açıkca  belirtilerek , ve yazıya link verilerek  alıntı yapılabilir. Yazının izinsiz yada link verilmeksizin kopyalanması durumunda hukuki işlem yapılacaktır. Detaylı Bilgi için Kullanım ve Gizlilik Sözleşmesine Bakınız.Telif Hakkı olan mataryel bildirliği an yayından kaldırılacaktır.

                                     Copyright © 2012 calisma-kitabi.com

 

 

© calisma-kitabi.com